Anasayfa / Bildiriler / İstanbul Anarşi İnisiyatifi: 8 MART’TA ÖZGÜR İSYANA
istkadin

İstanbul Anarşi İnisiyatifi: 8 MART’TA ÖZGÜR İSYANA

Charlie’nin melekleri… Atatürk’ün kadınları… Tayyip’in başörtülü kardeşleri… Kılıçdaroğlu’nun bacıları…

Ne kadar çok erkeğin ne kadar çok şeysiyiz… Ne kadar az ve ne kadar uzağız kendimize… Ne kadar isyan dolaşıyor damarlarımızda. Damarlarımız tarih gibi kabarmış. Tarih erkeğin tarihi ve o tarih bir kadının sırtındaki kötü huylu bir urdan başka bir şey değil. Cinayetler, tacizler, tecavüzler ve sürüklendirilmiş intiharlarla büyüyen bir ur. Gün be gün, an be an şişen bir tarih.

O ura bir neşter atar bir kadın; göze alarak, gözünü karartarak, duvarsız sırtıyla büyüyerek bastığı toprakta. Bir kadın eline bir neşter aldığında ağulu bir tarih yayılır yeryüzüne. Birileri kan zanneder onu, birileri gözyaşı. Birileri ayıp, birileri günah bilir. İşte ondandır tarihte derin yarıklar açma gayreti kadınların. Erkeğin tarihine, onun baktıkça hatırlayacağı bir çentik atarcasına elini kendi sırtına uzatması ondandır. Evreni sıfırlama arzusudur. Ayıbın, günahın, yasağın zamanını başa sarma gayretidir. O bilir çünkü erkeğin kaburgasından meydana gelmediğini.

Bir kadın bir neşter aldığında eline bir söz söylemiş demektir. Söz ki eylemin ilk yaratılış hâlidir. Söz ki birkaçının bir araya gelmesiyle bir kadının dilinde, tarihi sırtından yuvarlamak arzusunun vücut bulmuş şeklidir.

Şimdi bu vücutlardan isyan yaratma çabasındayız. Erkeğin gaspına maruz tarihin içinde, 8 Mart’ı bile kendisinin bilen zorbalığında yeni bir yarık açmak derdindeyiz. Kadın eğlensin, stres atsın diye meydanı ona bırakan; konuşsun, teşekkür etsin diye kürsüye çağıran; o gün mutfakta yorulmasın diye dışarıdan yemek söyleyen erkeğin tarihini sıfırlayıp, kendi tarihimizi yazmaya ve tüm direnenlerle birlikte özgür varoluşlar gösterebileceğimiz bir yaşam kurmaya yönelik adımlarımızla meydandayız. İsteyen, emreden, gözetleyen, sorgulayan, vuran, kıran, döken erkeğin kürsüsü de, mutfağı da, namusu da, ahlakı da, yalanı da onun olsun. Biz o erkeğin ve onun ahlakını taşıdığı devletin elinden çekeceğiz birbirimizi. Sözle, eylemekle, fısıltıyla, çığlıkla yapacağız bunu. Bu 8 Mart’ta da bunun için meydanda olacağız.

Çünkü erkek gene istiyor. Öğretmenleri etek boyumuzu belirlesin, doktorları kürtajımıza karar versin, polisleri tacizle işkence etsin, mahkemeleri tecavüzcülerimizi aklasın diye salyalarını akıtarak oy istiyorlar şimdi erkekler. Bu 8 Mart meydanında kalabalığın fırsatıyla burnumuza burnumuza sokuşturacaklar sandık reklamlarını, seçim bildirilerini. İşte ilk işimiz onları yırtıp atmak olacak bu 8 Mart’ta. Erkeği kadına tanrı, kadını erkeğe kul yapan hiyerarşiyi, mülkiyeti yani devleti yeniden var etmeyeceğiz çünkü. İşte o vakit isyanımız özgür olacak.

Dayanışacak, konuşacak, çatışacak ve yaratacağız. Denizine çırılçıplak girebileceğimiz kıyılar hayal ederek ve yaşamayı arzulayarak direneceğiz. Erkeğe kurban edilmiş bütün kardeşlerimizle, bütün sevgililerimizle özgür bir hayatta çıplak ayakla dolaşacağız.
O güne kadar direnişe ve dayanışmaya devam.

Kimsenin meleği, kimsenin hurisi, kimsenin kadını değiliz.

Yaşasın kadınların özgür isyanı. Yaşasın devrim, yaşasın anarşi.

İSTANBUL ANARŞİ İNİSİYATİFİ

Powered by moviekillers.com