Anasayfa / Antifa / İstanbul Anarşi İnisiyatifi: Charlie Hebdo saldırısı sonrası….
A man holds a placard which reads "I am Charlie" to pay tribute during a gathering at the Place de la Republique in Paris January 7, 2015, following a shooting by gunmen at the offices of the magazine. Gunmen stormed the Paris offices of the weekly satirical magazine Charlie Hebdo, renowned for lampooning radical Islam, killing at least 12 people, including two police officers in the worst militant attack on French soil in recent decades. The French President headed to the scene of the attack and the government said it was raising France's security level to the highest notch.          REUTERS/Christian Hartmann (FRANCE  - Tags: CRIME LAW MEDIA) - RTR4KFYM
A man holds a placard which reads "I am Charlie" to pay tribute during a gathering at the Place de la Republique in Paris January 7, 2015, following a shooting by gunmen at the offices of the magazine. Gunmen stormed the Paris offices of the weekly satirical magazine Charlie Hebdo, renowned for lampooning radical Islam, killing at least 12 people, including two police officers in the worst militant attack on French soil in recent decades. The French President headed to the scene of the attack and the government said it was raising France's security level to the highest notch. REUTERS/Christian Hartmann (FRANCE - Tags: CRIME LAW MEDIA) - RTR4KFYM

İstanbul Anarşi İnisiyatifi: Charlie Hebdo saldırısı sonrası….

Geçtiğimiz günlerde Fransa’da yaşanan saldırı hepimizi derinden etkiledi. Katliamı yapan organizasyonun ideolojisini ve bu tip benzer eylemliliklerini uzun yıllardır döktüğü kandan tanıyoruz. Sansasyon yaratan bu olayda resmin bütününe bakıp kesin yargılara varmak için çok erken ama bize düşündürdükleri, yapmamız ve söylememiz gerekenler daima açıktır. Bu tip yapılanmalar ve inanç adına gerçekleştirilen katliamlar yaşadığımız coğrafyada, Ortadoğu’da, hatta dünyanın dört bir yanında insanları öldürmekte, baskı altına almaktadır.

Charlie Hebdo’nun kritik ve mizah metodu her zaman için eleştirilere açık olmakla birlikte yapılan katliamın ciddiyetini perdelemek için kesinlikle bir bahane olarak kabul edilemez.

Devletler kuruldukları ilk zamanlardan itibaren halkı boyunduruğu altına almak ve kontrol edebilmek için “korku” faktörünü kullanmıştır. “Dışarı”dan ve “içeri”den gelebilecek tehlikelere karşı koruyuculuk vadederek insanların özgürlüklerinden feragat etmelerini amaçlamıştır.

Yakın dönemde ise “terör” kavramının da işin içine girmesiyle beraber özgürlüklerimizden verdiğimiz taviz had safhaya ulaşmış ve devletler, kendi toplumlarındaki ayrışmaları ortak bir düşman yaratarak birleştirmeyi amaçlamışlardır.

Saldırının üstünden henüz çok da zaman geçmemesine rağmen “dünya liderlerinin” bir arada “ifade özgürlüğü” için yürüyüş yapması, Fransa halkının polislere sarılmış haldeki görüntülerinin basına yansıması ve söz konusu yürüyüşün Türkiye’de bir “teröre lanet” yürüyüşü olarak lanse edilmesi devletlerin öldürülen insanları nasıl kullandıkları ve kirli politikalarına ne şekilde alet ettiklerinin göstergesi olmuştur.

“İfade özgürlüğü” egemen güçler tarafından veya kanlı eylemler düzenleyen silahlı gruplarca bizlere sunulan bir lüks değildir. Düşüncelerden en çok korkanlar gücü elinde bulunduran ve onu kaybetmekten çekinen otoritelerdir. Bu saatlerde derginin Türkçe basımına tehditler yağmakta, söz konusu gazete polis ve devlet tarafından taciz edilmekte, sansür uygulanmaktadır.

Türkiye’de tutuklanan, öldürülen, devlet ve faşistlerce kıskaca alınan gazetecilerin ve muhalif insanların durumları ve birçok örneği ne yazık ki gün gibi ortadadır. Saldırı sonrası artacak baskı ve denetlemeler; insanların fikirlerini ve eleştirel düşüncelerini rahatça söyleyebildikleri bir ortam yaratmak veya çizerlerin, sanatçıların hayatlarını korumak bahanesiyle yapılmakta ama bizler için devletin ve egemen güçlerin neyi amaçladıklarını apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Çeşitli bahanelerle çıkartılan savaşlara yollanan, katledilen, göç ettirilen, yoksul bırakılan, susturulan, sansüre uğrayan ve tutsak edilen insanlar olduğu sürece amacımız bunlara karşı daima mücadele etmek olacaktır. Tüm bunların sebebi dünyanın dört bir yanında egemen gücün kimin elinde olacağını göstermek için hırsla kan döken ve bu gücün yerine geçmek için aynı yönteme başvuranlardır. Dinler bu güç dengesinde kullanılan önemli ve bazen ölümcül araçlardır. Amacımız; üstümüzde veya altımızda bir otoritenin, bir baskının ve bu güç savaşı için öldürülen masumların olmadığı bir dünya için topyekun bir kurtuluş mücadelesi verebilmektir.

İstanbul Anarşi İnisiyatifi

Powered by moviekillers.com