Anasayfa / Bildiriler / İstanbul Anarşi İnisiyatifi: ‘Kadınlar bulaşık değil devlet yıkar!’
istmart15

İstanbul Anarşi İnisiyatifi: ‘Kadınlar bulaşık değil devlet yıkar!’

Kadınlar bulaşık değil devlet yıkar!
Boğaziçi Üniversitesi.

Yıllardır bellerimizin altındaki yarıktan, göğüslerimizin üzerindeki et parçalarından, bir tek tel bile görünse erkeğin tahriğini meşru kılacak saçlarımızdan ötürü tacize, tecavüze şiddete ve baskıya maruz bırakıldık. Kadınlığımız kanıyor diye bastığımız yerler titredildi, lanetler edildi bize. En kadın olduğumuz zamanlar içerisinde, inananlarımıza ibadet yasağı konuldu. Kimilerimiz kendilerine çok yakışan güllü fistanları yüzünden amcasının, dayısının erkeklik zehrini içmek zorunda kaldı. Kimilerimiz namus için, töre için, şeref ve hasiyet için istemediği nice erkek kokularına maruz bırakıldı. Bir kocası ölmeyegörsündü kimi kadının, yeni bir gerdek hazır edildirdi hemen. Tek başına var olmamıza izin verilmedi. Kimimiz üstüne sımsıkı sarındığı, bedenini kapatmaya çalıştığı mantosuyla bir o sokağa girdi, bir bu sokağa girdi. Kaçmaya çalıştı, yerlere düştü, mücadele etti. Yine de kurtulamadı övülerek gösterilen kalın, büyük, kaslı erkek kollarından. Ve bu mücadele, bu şiddet ve bu küçümseme geçmişten bugüne hep süregeldi, sürüyor, devam ediyor. Her gün bir kadın katlediliyor, her gün bir kadının canından can solup gidiyor yanağında morluğuyla. Her gün bir kadın yüreğine kırk bıçak darbesi yiyor, faili erkek devlet. Faili belliyken bu şiddetin, bu öfkenin ve kadınlar üzerinde kurulan bu tahakkümün, suç hala kadınların, bizlerin üzerinde aranmaya devam ediyor. Köyünde anasına diktirdiği güllü fistanı yüzünden Ayşe suçlanıyor, çok güzel oluyor Ayşe çünkü o fistanla. Şehirde işinden evine dönen mantolu kadın suçlanıyor, mini etek giyiyor çünkü ve topuklu ayakkabılarının sesi çok tahrik edici oluyor. Erkek bir bedende nefes bulmuş her kadın canı, her gün binbir aşağılamayla karşılaşıyor; nasıl olur da yüce erkekliklerini bırakıp bir kadın olarak yaşamayı seçerler diye. Her gün bir kadın, erkek doğmadığı için kaderine binbir beddua sıralıyor. Her gün bir kadın bir erkek bedeninde doğduğu için küfüre, tacize, tecavüze ve şiddete maruz bırakılıyor. Tüm bu katliamın arasında, erkeklik şiddetine erkekliği kutsayan küfürler edilmeye devam ediliyor. Binlerce kadın erkek çocuğunu düzgün eğitemediği için yine suçlanıyor, yine suçlanıyor ve yine öldürülüyor. Kahvede tavlada yenilen adam bunun sinirini dahi evde yemek yapmaya mahpus ettiği kadından çıkarıyor. Kadınlar yine susuyor, cevap veremiyor, ağlıyor. Ağladıkça bir kadın, bir yerlerde bir cadının kazanı kaynıyor. Siyah şapkalı, süpürgeli cadılar sokaklara inmeye, ‘’biz de burdayız, artık yeter’’ demeye geliyor. Bizler de kaynıyoruz cadı kazanları gibi, her gün, her an, her saat, her dakika ! Kadınlık deneyimini yaşamış, şiddete, tacize maruz kalmış her birey olarak kutsal namusu, erkekliği, devletin erkekliğini ve dişi kuşun yaptığı mutlu mesut yuvayı yıkmaya geliyoruz !

Mutlak bağımlı, zayıf ve güçsüz görülen kadınlar olarak biz, babadan oğula geçen taciz, tecavüz ve şiddet tiranlığını ezip geçeceğiz ! Korkudan yürüyemediğimiz sokakların, gecelerin intikamını bütün erk ruhlardan, erk beyinlerden alacağız ! Geçmişten bugüne kullanıla gelmiş, erkekliği kutsayan bütün cümleleri reddediyoruz ! Saçlarımızı tutuşturup içine patriyarkiyi atmaya geldik ! Katledilen tüm kadınlar adına erkekler tarafından kurulan, erkek devletten hesap soracağız !

8 Mart Pazar günü Saat 12.00’de Kadıköy’de saat 19.00’da ise Taksim gece yürüyüşünde sokağa!

KADIN, İSYAN, ANARŞİ !

İstanbul Anarşi İnisiyatifi

Powered by moviekillers.com