Anasayfa / Antifa / MSGSÜ’de Yaşananlara Dair
msgsü

MSGSÜ’de Yaşananlara Dair

MSGSU’ye yönelik polis şiddeti hız kesmiyor.
Okulu mesken edip ablukaya alan polis, adını dile getirmediği OHAL’i sürdürmeye devam ederken şiddeti de aynı paralelde yükseliyor. Kaldı ki bu durum daha da yükselerek başka bir boyuta getirilmek istenmekte. Çok değil, daha birkaç hafta önce en üst merciden talimat yinelenmişti. Yerine getirilmeye çalışılan her emrin nihai hedefi öğrencilerin dize getirilmeye çalışılması, gelmeyenlerin ise ‘haddini bildirilmeye’ çalışılmasıdır..

Neredeyse bütün alanları kendi karargahı haline getirmeye çalışan polis, birkaç ay önceden başlayarak defalarca MSGSÜ’ye de gireceğinin sinyalini vermişti. Okulu gözüne kestiren polis; alanı savunan öğrencilerin dayanışmasıyla ve kendisinin de yeterli bahaneye bulamamasından ve bir ‘suç’ yaratmaya yetecek kadar verinin elinde olmamasından kaynaklı her seferinde eli boş gitmek zorunda kaldı. Bunlarla beraber paralelde, okul yönetimi tarafından da öğrencilere yönelik bir takım girişimlerde bulunuldu; öğrencilere keyfi soruşturma açmakla kalmayan dekanlık bizzat birkaç öğrenciyi tüm okul kamuoyu içinde hedef gösterir söylemlerde bulunmaktan çekinmedi. ÖGB’nin sayısına bağlı olarak hiç olmadığı kadar artan saldırılar yanında; öğrenciler kimlik kontrolleriyle, çanta aramalarıyla suçlu pozisyona sokuldu.

Bütün bunlar okulda gergin bir atmosfer yaratıp öğrencileri baskılamaya yönelikti. Tüm bunların geri planında yatan ise; öğrenim gören öğrencileri birbirine yabancılaştırmak, yeri geldiğinde birbirine karşı korku duymasını sağlamaya çalışmaktı. Okul yönetiminin eninde sonunda tercih ettiği polisin işine gelendi tabii ki. Tüm baskı mekanizmalarının devreye girmesi bir işbirliği sayesinde oluyordu ve çabalar nihayetinde boşa gitmediği gibi, polis saldırısıyla meyvesini de verdi.

Geçtiğimiz Perşembe günü (31 Mart) yapılması planlanan etkinliğin standına rektörlüğün onayıyla dekanlığın gözetiminde ÖGB’nin de işbirliğiyle saldıran polis, 6 kişiyi gözaltına aldı. “Meydanı boş mu sandınız lan!” diyerek öğrencileri tartaklayarak gözaltı arabasına atarken, kendisinin dolduracağı bir alandan bahsediyordu esasen. 3 gün boyunca Vatan Emniyeti’nde alıkonuldu arkadaşlarımız. Kendi politik gerekliliklerine göre istediği gibi şekillendirdiği ‘suç’ tarifesini, realitesinde de yakalamaya çalıştı. Elindeki veriler neticesinde yaptığı detaylı araştırmalara rağmen, yarattığı ve esasen namümkün ‘suç’un bir tek suçlusuna dahi kendi inanmamış olmalıydı ki gözaltındaki tüm arkadaşlarımız serbest bırakmak zorunda kaldı.
İlk saldırıda sadece ‘suçlu algısı’ yaratma başarısızlığı olmadığı gibi, eline yüzüne bulaştırdığı başka bir husus da yarattığı bu durumun hiç istemediği bir şeye neden olması oldu. öğrenci dayanışmasını güçlendirdi, öğrencilerin daha da bir araya gelmesine vesile oldu.

Bugün yine okulu yoklamaya çıkan polis, sabahın köründe birçok arkadaşımızı ilk önce evlerinden topladı. Elinde alıkoyacağı onlarca kişilik bir listeyle okulun kapısına dayanmakla kalmayıp; sadece MSGSÜ Fen-Edebiyat fakültesini değil, Bomonti’nin kendisini de ablukaya aldı. Esra Keskinkılıç adlı akademisyenin geçtiğimiz yıl dersinde bir kadını tahtaya çıkararak “Bir kadın topluluk içinde nasıl böyle kahkaha atar!” diye aşağılamasına üzerine örülen kampanya ve toplanılan imzalar sayesinde def edilmiş olması yeni yasalar kendince ‘suç’ saydı, 31 Mart’ta saldırı esnasında okulda bulunanlardan mimlediği öğrencileri ‘suç’ dahiline aldı. Bu ve bunun gibi daha birçok organizasyonunda bulunan öğrencilere geriye dönük eylem, kampanya ve organizasyonlarda yer alanları Vatan Emniyeti’nin birkaç günlük kalınan soğuk parmaklıklarının ardında tutmaya çalışıp ‘suç’ delilini aramaya çalışmakta.

‘Suç ne?’, ‘Suçlu kim?’, ‘Suçlayan kim?’ bu sorular ilgilendirirken bizi, mücadelenin etkin hatlarından birini oluşturmak da gecikmiyor haliyle. Doğalında soruları bize sorduran tüm yöneticilere karşı mücadelemiz de devam edecektir. Tüm saldırılar bizi daha fazla bir araya getirip çoğalırken biz, tüm korkular bu soruları sordurmamaya yönelik güç gösterisinden başka hiçbir şey değildir. Şu an içine yaşanılan koşulların doğrudan sorumlularına karşı yürüttüğümüz direniş daha da büyüyecektir.

İSTANBUL ANARŞİ İNİSİYATİFİ

Powered by moviekillers.com