Anasayfa / Bildiriler / İstanbul Anarşi İnisiyatifi: ‘Enkazdaki o el kimin?’
soma2

İstanbul Anarşi İnisiyatifi: ‘Enkazdaki o el kimin?’

Bir avuç kömürü patronun cebine koymak için, ucunda ölüm olsa bile on binlerce can, binlerce metre aşağıya iniyor. Vardiya dönerken vardiyadan vardiyaya, trafo patlıyor yüzlerce maden işçisinin içinde. İşçiler mahsur kalıyor. Karbonmonoksit, para babalarının hırsına yenik düşüp yer altında delik deşik edilen toprağın böğründe açılan tünellerden can avına çıkıyor, önüne gelenin genzini yakmaya başlıyor. İşte bu andan itibaren Soma’yı keskin bir kömür kokusuyla beraber korku sarıyor. Maden ocağında şimdi sıkışan umutlar, ölüm ile nefes nefese patronlardan kalma zehri soluyor. Yerin altında varken can savaşı; yerin üstünde mevzuata aykırı bir durum yok, teftiş tastamam deyivermiş birisi, kimin umurunda. Bari böyle bir anda kimse kimseye yalan söylemese, ne olurdu. Akrep yelkovanı önüne katıp kovalamasa da biraz beklese, biraz beklese de 2 kilometre yerin dibinden çıkan can, en azından ölü can olmaktan çıksa. Bu sırada, yukarıda, toprağın üzerinde; panik de korkuyla telaşı önüne sürüklemiş vuruyor. Maden ocağında, ocağın ağzına kaç kişi aynı anda bakıyor gecenin karanlığında? Görülüyor mu acaba kömür karası yüzler, gözler? O el kimin? İyi haberlerini bekliyoruz hiç tanımadığımız insanların, her bir yerde; o kadar ‘ceset’ varken, neyin iyi haberini beklediğimizi bilmeden. Pardon! Ne de olsa umut fakirin ekmeğiydi.

Ölü sayısında bile iktidarın talimatı bekleniyor. Talimatlar, Ah o talimatı verenler ve alanlar! Anadan üryan doğar doğmaz bizi kendisine borçlandırıp pişkin pişkin suratımıza bakıp yalan söylemekten zerre kadar çekinmeyengillerden birisi sesini titretip o kadar profesyonelce suratını; asık surat, üzgün surat ve morali bozuk surat haline getirdi ki temenni dileğine kısaca inanmadık değil. Hani bilmeyen biri görse, bu adam için “ Bu adamın bir yakını mı göçük altında kaldı?” derdi muhakkak. Bir-sıfır öne geçtiler. Hemen ardından bir başkası çıktı kameraların karşısına, O da önce ceset denilenlere “şehit” diye örtbas etti. İki-sıfır oldu. Sempatik görünmek için de “Ben Soma’ya gidiyorum” dedi. Bu kadar ambulans, işte bu kadar da personel, devletin her şeyini seferber ediyoruz diye de ekledi; görüyorsunuz, çalışıyoruz yani rahat olun edasıyla iyice saçmalamaya başladı öfkeyi dizginleyebilmek için. Peki, patronu gören oldu mu, onun hiç mi hiç suçu yok?

Gözler duymadı, kulaklar da işitmedi yine enkazdan çıkanı, patlamanın titreşimini hissedeni, ölü bir beden çıkarken bunu gören bir annenin çığlıklarını… Devlet ile patron el ele tüm gücünü seferber edip aldı bir kerede yüzlerce canı. Kimsenin “bu bir kader” demesine, ” yakınlarına, sevenlerine sabır dilerim” demesine gerek yok artık. Hava kurşun gibi ağır ve bu bir katliam… Canlar göçük altında değil, kapitalizmin altında zehirlenmişlerdir.

Yerin altından fışkırdığında öfkemiz, bu günkü kürsülerle, kameralarla, para kasalarıyla siper alamayacaksınız.

İSTANBUL ANARŞİ İNİSİYATİFİ

Powered by moviekillers.com