Anasayfa / Bildiriler / 1 Mayıs’ta alanlara, bizden çalınanı geri almaya!

1 Mayıs’ta alanlara, bizden çalınanı geri almaya!


Haymarket’ten bugüne emeğin özgürlüğüne doğrultulan namlu, o günlerden beri yönünü değiştirmedi.
Kimi zaman doğrudan ateşlenen mermiler iken kimi zaman ise küresel kapitalistlerin cebini dolduracak politikalar oluyor namludan çıkanlar. Ancak hiçbir zaman yönü, tetikçisi değişmiyor ve bu yolla zenginliğimizi zenginlikleri belliyor sermayedarlar. Dolayısıyla açıktan dillendirilmeyen bir gerçeklik yüzyıllardır pekiştiriliyor yaşamlarda ve zihinlerde: “Paran yoksa öl!”

Kapitalist yaşamın gerçeklikleri doğrudan ya da dolaylı olarak bu tümce etrafında şekillendiriliyor.
Patronların cebi dolup taşsın diye bu gerçeklikler çalışmak özgürleştirir mavallarıyla bizi tutsaklaştırıyor. Acımasız rekabet ile örgütlenen toplum, dayanışma pratiklerini unutmaya yüz tutuyor; insanlar güvencesiz ve esnek çalışma şekilleri altında modern köleliğe razı edilmeye çalışılıyor. Saatlerce emeğinin karşılığını alamadan çalışmaya mı denir yaşamak? Ölene dek emekli olmayı beklemeye mi yoksa? Bu patronlara göre sayı hesabından fazlası değil yaşamımız. Daha fazla para getirmeyecekse, devlete/patrona boyun eğmeyecekse neye yarar bir yaşam…

Yaşamlar bunca değersizleştirilirken, devletin işlevi ise bu sömürüyü güvencelemek oluyor. Emekçiye güvencesiz çalışma koşullarını reva gören devlet, zorunlu BES ile, taşeron işçilik dayatması ile, ve yakın zamanda geçirilecek kıdem tazminatı düzenlemesi ile kapitalist sömürüye yar ve yardımcı olmaktan yıllardır geri durmuyor. Ülke içindeki ve dışındaki patronlar emekçinin hayatından çalınan paraların sefasını sürerken, bizzat devlet eliyle gerçekleştirilen iş cinayetleri, sistematik katliamlarla insan kıyımları, faili meçhuller, doğa talanı bu coğrafyanın gerçekliğini oluşturmaya devam ediyor.

Öte yandan, yalnızca elindeki imkanları seferber etmekle yetinmeyen devlet; bu imkanlara yenilerini eklemek için şehirleri yakıp yıkmaktan geri kalmıyor. Devletin şehirleri yıkarak yağmalayarak onlarca insan katletmesi ve evsiz bırakması, bir yandan da o şehirlerde kentsel dönüşüm başlatması, savaşın devletlerin ve patronların karına ekonomik ve sistematik bir şey olduğunu bize göstermektedir. Bunun yanı sıra kentsel dönüşümle birlikte diktiği TOKİ’lerle hem kendi cebini doldurmuş hem de bir sürü iş cinayetine sebebiyet vermiştir.

Tüm bu zulme karşı vicdanımız anarşizmi işaret ediyor bize: Rekabet ve hırsla şekillenen yaşamın ortasında izole olmaya, parasına göre değer biçilen insanlardan olmaya değil; toplumsal dayanışmanın özgürleştirici pratikleriyle dolu bir yaşama işaret ediyor. İnsanlığın ve yeryüzünün gerçek özgürlüğünün önündeki engellerden arınmış bir yaşama. Herkes için ekmek, adalet, özgürlük ve yaşamın bütün olanaklarının var olduğu bir yaşama. Devlet sömürünün, anarşizm yaşamın güvencesidir!

Başka hiçbir şeyin gölgeleyemediği özgürlük, adalet, doğa, dayanışma ve emek içinde bu yaşamı kurgulayan ve bu arzu içerisinde günümüzün yok edici yaşamına direnen bizlerin düşleri bitmedi ve asla bitmeyecektir.

Bu düşe ortak olmaya,bizden çalınanları geri almaya!
1 Mayıs’ta alanlara!

YÜREKLERİMİZDE YENİ BİR DÜNYA,
BU YÜREK ATTIKÇA SÜRECEK KAVGA!

ANKARA ANARŞİ İNİSİYATİFİ

Powered by moviekillers.com