Anasayfa / Bildiriler / İstanbul Anarşi İnisiyatifi’nden seçimlere dair bir metin
IFE
IFE

İstanbul Anarşi İnisiyatifi’nden seçimlere dair bir metin

Genel seçimler, yerel seçimler, ara sıra referandumlar derken şimdi de cumhurbaşkanlığı seçimleri beliriverdi. Bir telaştır gidiyor; “halk cumhuru reisini seçiyor,” fena mı? Çok matah bir şeymiş gibi insanlar sabahın köründe seçim kuyruklarına girecek, eve koşup gece yarısına kadar o kanaldan bu kanala zap yaparak kim önde acaba? Kaygısıyla iktidar seçimine girecek.Kaldı ki, sabah uyandığında yaşamında değişen hiçbir şeyin olmadığını görecek. Her zamanki gibi sabahtan akşama kadar üç kuruş için didinip duracak, yetmezmiş gibi otobüs duraklarında, yollarda saatlerce eve dönmeyi bekleyecek.

Hastanelerde randevular en az 15 gün sonrasına verilirken , iktidar koruyucu polis kendine yakışanı yapıp, 15 yaşında bedenleri yaşamdan koparacak.. Değişen hiçbir şey o kadar olmayacak ki; kadınlar dün gibi bu gün de tecavüze uğrayacak. İktidar yine oy pusulalarından silah olup “devlet için, millet için” halkları yok etmeye devam edecek. İşsizlikten, banka borçlarından tek kurşunluk ölümler de devam edecek… Bu seçimden sonra da iktidarlar, emeği hiçleştirip sömürmekten, katil olmaktan, tecavüz yapmaktan; yaşamı çalıp çırpmaktan başka hiçbir şey olmayacak.

Kimsenin seçimi olmadığı gün gibi ışıyacak. İsmini biliyor ya da bilmiyor; fakat uzaktan yakından tanımadığı, yanında dahi geçmeyen, kim olduğunu bilmediği bir zümrenin iktidar olarak seçilmiş olduğunu görecek. Nedense üzülecek, ama çok üzülecek, yıllarca beklemek zorunda kalacak, “bir daha seçime mutlaka…” diyecek. Sevinen de bir o kadar mutlu olacak ki; zafer sarhoşu olacak, teselli etmesi gereken biri olduğunu hatırlamadan –tabi ki böyle bir şey eklemiyoruz. İktidardan söz açılmışken o ne yapacak dersiniz? Havalimanları, metro, metrobüs, köprüler mi dediniz? Evet, tam olarak bunları yapacak. Bu çok, çok çok zor, inanılmaz zor işi bitirdiğinde durmadan yüzüne vuracak. Göklere çıkaracak yaptığı havalimanlarını. Yoksullar havalimanlarını büyük bir firmanın ceo’su olduğu için, daha fazla para kazandığından dolayı iş seyahati yapacak, oradan de metrobüse binip hangi durak denk gelirse o durakta inip, AVM’ye koşacak hemen. Ne de olsa her durak bir alışveriş merkezine çıkıyor. Hakkıdır hakka tapan milletin istiklal yolunda Adı Bende Saklı, uzaya gönderdiği uydularla milletini bir üst sınıfa; muhasır medeniyetler seviyesine ne demekse artık, ulaştırıp çok ihtiyaç varmış gibi daha fazla kanala erişme olanağına ulaştırırken bizi, iktidar olduğu için bir daha düşmekten korktuğundan dolayı bok çukuruna, özel hayatın tüm istihbaratlarına ulaşıp didik didik edip ne düşünülüyorsa bizden önce haberdar olacak. Çünkü biz seçmenlerden herkesin uydusu var. İnsan camiası olarak bunu uygun görüyoruz. Yaşamak adına bu olmazsa olmaz kuralımız. Daha fazla kontrol, daha fazla korkudan gelmekte “istikbal göklerdeymiş”. Sağ olsun başbakan! Cumhurbaşkanımız var olsun! Onlar olmasaydı biz nasıl geçinirdik, Allah meclise zeval vermesin. Amin! Unutmadan söyleyelim; milletvekili adaylarımızın, başbakan adaylarımızın, Cumhuru reis adaylarımızın her biri varlıklı bir aileden gelip zengin bir bey efendidirler. Jilet gibi giyinirler. yüzlerce takım elbiseye sahiptirler. Sürekli yurt dışlarına çıkmaktalar kendileri.

Tam daha unutmadan söyleyelim; arkadaşlar hep mazlumdur, hakkı yenilmiştir, çok kere incitilmiştir, herkesten fazla kırılmıştır, yılmamıştır, dövüşe dövüşe bugünlere gelmiştir. O yüzden iktidara gelmek, “mutluluk en çok onun hakkı.” Görsen Sen Sanırsın Yahu’nun Julius Sezar’dan ne eksiği var ki kürtajı yasaklamasın hı? O da daha fazla çocuk istiyordu, bizimki neden istemesin? Kendisinden önceki de silahlı kuvvetini modernleştirmiştir, halkları en modern bir şekilde uçaksavarlarla bomba yağmuruna dizmek için. Her gece uyumadan önce bu hayalleri kuruyoruz. Hepsinden daha fazla çaldı, fakat hepsinden daha fazla çalışıyor, helal olsun… Bu ve bunun gibi milyonlarcası. İktidarın kendisine yakışanı budur. Devlet mekanizmasının kurulduğu günden beri iktidarlar hep var olmuştur. Gelenin gideni hiç aratmadığı bir sirkülasyon. Bir iktidarın veya iktidar heveslilerin samimi olmasını asla beklemiyoruz. Her şey yönetme üzerine kurulu. İkiyüzlü politikaların tüm davranışları usta bir şekilde gözler önüne seriliyor. Pratikte vuku bulan ideolojik düşüncelerin hepsi iktidar seçilme ya da seçilmeme korkusu üzerine kurulu.

Yaşamlarımızı avuçlarının içine alıp istedikleri gibi savurma hakkını kendilerinde görebilecek kadar gözü dönmüş bir koltuk yaratıyoruz her seçimde. Kazanılan her “seçim” bir daha ki seçime kadarki tüm siyasal hamlelerin odağını şekillendiriyor. Zerre kadar yaşama bir faydası olmadı bu güne kadar. Ve hepimiz, bulunmaz bir nimetmiş gibi duran demokrasinin mağdurlarıyız. Onun yarattığı iktidarın hem göz bebeği hem azılı düşmanıyız. Şüphesiz ki bu kimsenin seçimi değil. İktidarların seçimidir. İktidarla gelen bir tahakküm yaratıyoruz kendi ellerimizle. Yaşamak için yönetmeye ve yönetilmeye hiçbir zaman ihtiyacımız olmadı, olmayacakta.

Demokrasinin vurduğu prangalar pas tutmuş artık. Gocurdayıp duruyor. Yaşamlarımızı iktidarsız bir şekilde her türlü tahakküm ilişkilerinde korumak için seçime gitmek boykot dahi etmiyoruz.

Doğrudan reddediyoruz. Çünkü doğa, özgür bir yeryüzünün var olması için bize bu yolu gösteriyor…

İstanbul Anarşi İnisiyatifi

Powered by moviekillers.com